Avrupa’nın En Batısına Saraylar Diyarı Sintra’ya..

Lizbon'a geldin nataları yedin, tramvaya bindin, fadoyu diniedin mi ? ee sen bitirmişsin buraları arkadaşım  o zaman. Hadi dışarıya alalıms seni. Lizbon'dan 27 km uzaklıkta Sintra kasabasından bahsedelim mi biraz ne dersin ? Haydi başlıyorum.

 

Öncelikle UNESCO tarafından da koruma altına alınmış bu şehir gerçekten çok küçük ve dağlar içinde gizlenmiş cinsten özel bir yer. Özel olmasında Avrupa’nın en batı noktası olmasından tut, rengarenk sarayları ve botanik bahçelerinin de etkisi var elbette. En güzeli ise sessizlik bana kalırsa. Sintra çok sessiz bir yer.

Sintra’ya Nasıl Giderim ? 

Seçenek 1 

Lizbon merkezde Riossio İstasyonundan Sintra trenine biniyorsunuz ve 5 Euro ödeyerek 40 dakika süren yolculuk sonrası Sintra İstasyonuna varıyorsunuz. Mesele buradan itibaren başlıyor. Sintra’da nereye gidecekseniz ona göre bir araca biniyorsunuz. istasyondan çıktığınız gibi sağ tarafta 434 ve 435 numaralı 2 otobüs durağı var buradan Pena Sarayına, Kaleye 434 numaralı otobüs ile, Sintra Sarayı, Regaleira ve Monserrate Sarayına ise 435 numaralı otobüs ile gidebilirsiniz. Bu otobüslerde fiyat 5,5 Euro. ve biletiniz gidiş dönüş veriliyor. Ek bilet almanıza gerek yok. Bir diğer seçenek ise Sintra İstasyonundan çıktığınızda sol tarafta 403 numaralı  Cabo da Roca otobüsü. Bu otobüs aynı zamanda Cascais bölgesine de gidiyor. Yarım saat süren yolculuk sonrası Avrupa’nın en batı noktasına ulaşabilirsiniz. Bu yolculukta ise bilet ücreti tek yön 4,24 Euro. Biletlerinizi araç içerisinde şoförden alıyorsunuz.

Seçenek 2 

Araç kiralayabilirsiniz ! Sixt ile görüşme yaptık buraya gelmeden önce. Bence 3 ve daha üzeri kişiyseniz kesinlikle araç kiralayın derim. Son derece uygun bir bütçeye geliyor böyle. 8 Euro’ya manuel 16 Euro gibi ücretlere ise dizel günlük araç kiralayabilirsiniz. 27 km süren yolculukta git gel 55 km desen, orada da max. 100 km yapayım desen max yarım depoya yani 20 Euro da yakıt ödeyerek max 35 40 Euro’ya günü tamamlamış olabilirsiniz. Sintra yolunun bol virajlı ve bazen rampalı olduğunu da söyleyelim tabi.

Peki Sintra’da Gezilecek Yerler Nereler ?

Pena Sarayı ( Pena Palacio )

Rengarenk lunapark gibi bir saray Pena. Pena Sarayı, 1995 yılında UNESCO dünya mirası listesine alınmış.  Adı Portkeizce’de kaya anlamına geliyormuş. Zaten gidince anladım ki, bir tepe üzerinde sanki kartal yuvası gibi konumlanmış durumda bir yer. Ben pek beğendim açıkcası. Burası bir park olarak geçiyor ve park içinde mağaralar, şapeller, büyük avlular, teraslar bir çok önemli detay var. 1755 yılında depremde harabeye dönse de sonrasında II.Ferdinand tarafından tekrar elden geçmiş ve yazlık saray olarak kullanılmış. Bazı kaynaklarda Portekiz’in 7 harikasından biri diyorlar burası için. Gerçekten de öyle. Baya beğendim.

Girişi 11,5 Euro. Turnike önünde otobüsler sizi indiriyor, bilet alıp turnikeyi geçince ya 10 15 dakika yürümeniz gerekecek ya da yok yürüyemem derseniz 3 Euro’ya gidiş dönüş ufak bir shuttle var onunla da çıkabilirsiniz. Yokuşu çıkabilirsiniz öyle aman aman zorlamıyor valla.Tepeden Atlas Okyanusu hatta Lizbon’a kadar bir görüş açısı var.

Sintra Ulusal Sarayı (Palacio Nacional de Sintra)

Gotik mimariye sahip saray 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar dayanan yaşanmışlığı ile Portekiz’in en çok yaşamın sürdüğü sarayı olma özelliğine sahip. Ayrıca UNESCO dünya mirası listesinde koruma altında olan yapılar arasında yer alıyor. Görkemli yapısıyla merak uyandıran saray diğer yerlere göre merkezde kalıyor bu yüzden şehrin sarayı olarak anılıyor. Giriş ücreti 8,5 Euro.

Regaleira Sarayı (Quinta da Regaleira)

Ben buraya gidemedim zaman yetmedi ama farklı kaynaklardan yine de siz gitmek isterseniz diye yazmak istiyorum.

UNESCO tarafından dünya mirası listesinde yer alan yapının içerisinde yer alan 27 metre derinliğindeki ters kuyu ölmeden önce görmeniz gerekenler listesinde olacak kadar değerli. Orta Çağ Avrupası’nın yaşayan en önemli yapılarından biri olduğu için önemi ikiye katlanıyor.

1697 yılında yapılmış sarayda 19. yüzyıla kadar dönemin zengin tüccar aileleri yaşamış. Daha sonra 1892 yılında Carvalho Monteiro isimli bir Portekizli entomolojist (böcek bilimcisi) tarafından satın almış ve İtalyan bir mimarla anlaşıp sarayı baştan yaptırarak günümüzdeki halini almış. Sarayın genelinde Roma, Gotik, Rönesans mimari tarzlarını aynı anda görmek mümkün. Bir söylentiye göre Harry Potter’ın yazarı bu gizemli saraydan etkilenmiş, gerçekten de Hogwarts’ın esintilerini görülüyor. Giriş ücretü : 6 Euro

Roca Burnu (Cabo da Roca)

Doğayı sevdiğimden midir nedir buraya bayıldım. Avrupa kıtasının en batı noktası artık. Eskiden buradan sonra dünya yok sanılırmış. Dünyanın sonu derlermiş. O hesap. Yıllarca denizcilerin açıldığı noktalardan birisi olmuş. Sintra sonrasında otobüsle yarım saat süren bir yolculuk sonrası buraya ulaşabiliyorsunuz. Bölgede pek bir şey yok. 140 150 metre yükseklikteki kayalıklar üzerinde çitlerle çevrilmiş, çitlerin bir tarafı uçurum diğer tarafında ise 1 restoran, 1 fener, 1 hediyelik eşya ve 1 turizm ofisi var. Son derece önemli noktalardan birisi.Dilerseniz fotoğraftaki arkadaş gibi pikniğinizi yapabilir, güzel kareler çıkartabilirsiniz. Son derece önemsediğim hoş bir mekan oldu gerçekten benim için.  Ayrıca burada 10 € karşılığında Cabo de Roca’ya ayak bastığınıza ve Avrupa’nın en batı ucunda bulunduğunuza dair kendi adınıza hazırlamış bir sertifika alabilirsiniz. Bu arada bir de bölgenin değerini anlatan bir anıt taşı var. Burada da bir Türk bayrağı bulunuyor. Sebebi ise, Avrupanın bir ucu burası diğer ucu Türkiye diyor. Eee malum AB üyesi olmasak da %3’ümüz Avrupa kıtasında hala..

Ayrıca Cabo Da Roca otobüsü devamında Cascais balıkçı kasabasına gidiyor. Buraya da gidemedim fakat vaktiniz varsa değerlendirin derim arkadaşlar. Cascais’i bir blog sayfasında yazmışlar bi güzel bakın isterseniz. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.