Hatay Gezi Rehberi

Eski Antakya Sokakları

Ne yapın ne edin Antakya’ya geldiğinizde 1 2 saatinizi buraya ayırın. Ara sokaklarda dolaşırken bazı geçitleri sokak sanıyorsun ama evlere çıkan tünellerden ibaret oluyor ya orada vay be Hatay diyorsun. Otantik evler, geniş avlulu cafeler, restoranlar, hoteller hepsinin bir arada olduğu gündüzleri büyüsü, geceleri eğlencesiyle keşfedilesi keyifli bir yer Eski Antakya sokakları. Burada ayrıca, 3 farklı dinin ibarethanesini aynı açıda görebileceğiniz bir alan var. Ayrıca Gaziler Derneği içinde 7 meyvenin aşısının tuttuğu ve dünyada tek olan bir meyve ağacı var. Başka neler var diye sorarsan göğe bakma durağı isminde değişik bir köşe, Ayrıca Avlu, Konak gibi restoranlar yanında Kavinn gibi şık güzel butik oteller de var. Geceleri ise Fors isimli bir eğlence mekanı var. Ha bu barlara da damsız girilmiyor uyarırırım 🙂 Evlerin bir kısmı restorasyon görmüş, kimi restorasyonunu bekliyor fakat net olan bir şey var ki, Antakya ara sokaklarında kaybol gerçekten keyifli bir hatıra.

Habib Neccar Camiisi

Kurtuluş Caddesi üzerinde şehrin merkezi diyebileceğim bir noktada konumlanmış bir ibadethane burası. Anadolu’da yapılan ilk cami özelliği taşıyan yapı, Roma dönemine ait bir pagan tapınağın üzerine inşa edilmişti. Osmanlı dönemi eseri olarak kültürel miraslarımızdan olan Habib-i Neccar Camiii’nin arsasında İsa’nın havarilerinden Yunus (Yuhanna) ve Yahya (Pavlos) ile onlara ilk inanan ve ilk şehit edilen kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar’ın türbesi de yer alıyor. MS 636’da Halife Hz. Ömer’in komutanları tarafından fethedilip islamlaştırılan Hatay’a dini sembol olarak inşa edilen ilk camii olup, 1098’de Haçlıların fethi sırasında yıkılmış, 8 Mayıs 1268’de Mısır Türk Devleti komutanı Melik Zahir Baybars tarafından Antakya Prensliği’nin fethedilmesi ile tekrar inşa edildi. Tarih boyu da defalarca depremler v.s. sebepleriyle yenilenmiş olan bu küçük cami, külliyesi ile birlikte ciddi bir tarihi sembol. Hatay’a geldiyseniz listenizde olsun derim.

Antakya Mozaik Müzesi

Öncelikle yeni müze gerçekten çok yakışmış Hatay’a. 2014 yılında taşındığı yeni binada gayet modern bir altyapıya kurulmuş güzel bir müze gerçekten mozaik müzesi. 1932 yılında başlayan kazılarda bulunan mozaikler, Antakya Mozaik Müzesi’nde sergileniyor. Mozaiklerin kalitesi, büyüklüğü ile bu müze dünyada ikinci konumda.  Mozakler Grek, Roma ve Bizans dönemlerine ait. Müzede en önemli simge ise tartışmasız hemen girişte yer alan miğferli eser.

St. Pierre Kilisesi

Kurtuluş Caddesi üzerinden Reyhanlı yönüne doğru giderken tabelaları göreceğiniz bir sapaktan girerek bu kiliseye ulaşabilirsiniz. Tarif kolay olması açısından Hilton Müze otelinden sonra sağ dönün de yeterli bir tarif olacaktır sanırım. Efendim buranın hikayesi şöyle, bu mağara hristiyanların ilk toplandığı yerlerden birisi. Antakyalı hristiyanlar ilk burada toplanmışlar. İsa’nın dinine inananlara Hristiyan adı verilmesi de burayla beraber başlıyormuş. Hristiyanlı ilk kilise diyorlar buraya bu açıdan Hristiyan alemi için önemli bir ibadethanedir. Kilise 12 ve 13.yüzyıllarda eklemelerle genişlemiş. Kilisede biri altar, inziva odası ve mermer vaaz kürsüsünün arkasındaki oyuğa yerleştirilmiş.

Harbiye

Harbiye, Antakya merkezine 9 km uzaklıkta son derece yakın ve bir o kadar da geçmişi olan özel bir ilçe. Neden mi özel ?  Antik dönemde burası Defne olarak anılıyormuş. Roma döneminde Antakyalı zengnler, çağlayanları ve havuzlarıyla ünlü yazlık sayfiye yeri Defne’ye villalar yaptırmışlar. Zamanında burası bir olimpiyat oyunları merkeziymiş. Fakat kalıntılarda hiç bir detaya rastlanamadı henüz. Daha çok şelaleleri ile ön planda olan bu ilçede  günümüzde hala işletilen Defne Oteli, 1939 yılında kurulan Hatay Cumhuriyeti’nin meclis binası olarak kullanılmış. Ve Türkiye’ye katılma kararı bu binada verilmiş. Bölgede çok fazla restoran, cafe de bulunuyor. Meşhur Harbiye Şelalelerine karşı oturabilir, meşhur Harbiye Tavuğunu deneyebilirsiniz.

Samandağ

14,5 km uzunluğunda Türkiye’nin en uzun plajı ünvanı burada. Samandağ Antakya Merkezine 25 km uzaklıkta. Deniz kenarında çok güzel bir ilçe. Bölgede ayrıca Vakıflı ve Hıdırbey gibi özel kasabalar da mevcut. Samandağ plajını en güzel göreceğiniz yer ise Meydan Köy Tatil Köyüdür.

Musa Ağacı Hıdırbey ve Vakıflı Köyleri

Samandağ’dan 10 km kadar tırmanışlı bir yolculuk sonrasında önce Ermenilerin yaşadığı köy olan Vakıflı’ya sonrasında Musa Ağacı’nın da bulunduğu Hıdırbey Köyü’ne ulaşabilirsiniz. Hıdırbey Köyü çok enteresan ki, son 9 10 yılda ilgi görmeye başlıyor. Hikayesi de şöyle, hz.Musa’nın asasını buraya vurduğu ve buradan bir sus kaynağı çıktığı günümüzde de Musa Ağacı altında bu kaynağın hala görüldüğü söylenmekte. Musa Ağacı’nın pınarları sonrasında bölgede turizm de etkileniyor ve daha çok insan buraya ziyarete geliyor. Hal böyle olunca ağacın çevresi de turizm için şekil değiştiriyor. Günümüzde tandırdan yemek yemek için ve biraz köy hayatını yaşamak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Kırıkhan Gölbaşı

Hatay merkezinden kuzeye doğru giderken 40 km uzaklıkta Kırıkhan ilçesine geliyorsunuz. Burada 2 önemli nokta var. Bunlardan birisi Gölbaşı beldesi civarında bulunan Adalar Köyü. Amik Ovasına yıllarca su veren göl günümüzde çekilmiş durumda. 1960’lı yıllarda hükümet kararıyla tarım arazileri artsın diye göl kurutuluyor ve göl şuan da kaynağı ve çevresi kadar var. Gölün için de bri de adacık mevcut. Manzara fotoğrafı için vs ideal gayet. Ayrıca, bölgede bir de geyik tesisi var. Meşhur Hatay Ceylanıi var. 3 sene önce artık soyu tükenme riski olan yaklaşık 40 50 tane kalan Hatay Ceylanı’nın günümüzde Orman Bakanlığı’nın doğru çalışmasıyla beraber sayısı 500 600 civarına çıktı. Burayı tam tarif edemeyeceğim ama sora sora ulaşabilirsiniz. Kırıkhan merkezden 15 km uzaklıkta. Benzin İstasyonlarına sorabilirsiniz hatta.

Titus Tüneli

Samandağ İlçesi’nde mühendislik harikası tarihi Titus Tüneli turist akınına uğruyor.
Musa Dağı’ndan gelen sel sularının limana zarar vermemesi için Roma İmparatoru Vespasian tarafından yapımına başlanan ve oğlu Titus döneminde yapımı tamamlanan Titus Tüneli tarihe ışık tutuyor. Yaklaşık 1380 metre uzunluğunda, 7 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğindeki tünelin üst tarafının belli noktalarının kapalı olmasının yanı sıra yer yer açıklıklar bulunuyor. Öğle saatlerinde güneş ışınlarının yansımasıyla muhteşem bir renk cümbüşünün ortaya çıktığı tünel, mühendislik harikası olarak nitelendiriliyor. Serin olmasının yanı sıra yer yer içerisinde kayaların bulunması nedeniyle sonuna kadar gidilmesi biraz zahmetli olan tünel Samandağ Kaymakamlığı tarafından geçen yıl yapılan yürüyüş yolu ile artık kolaylıkla gezilebiliyor. Haftada ortalama 2-3 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Titus Tüneli, devasa görüntüsü ile ziyaretçilerini etkiliyor.
Titus Tüneli’nin yapımına 69 yılında Roma İmparatoru Vespasian Dönemi’nde başlandığını ve Vespasian’ın oğlu Titus tarafından yapımı tamamlandığı belirten Samandağ Kaymakamı Cahit Çelik, bölgede yürüyüş yolları başta olmak üzere birçok alanda yenileme çalışması yaptıklarını bu sayede ziyaretçi sayısında büyük artış olduğunu söyledi. Çelik, şöyle dedi:
“Hafta sonları 2-3 bin civarında ziyaretçimiz oluyor, son 1 ay içinde burayı 9 bin civarında kişi ziyaret etti. Bu sayının daha artacağını düşünüyoruz. Ama önemli olan tabi ziyaretçi sayısı değil, önemli olan buradaki tarihi dokuya zarar vermemek, bu tarihi dokuyu koruyup gelecek nesillere daha güzel bir şekilde intikal ettirebilmek.”