Trabzon Gezi Rehberi

Ünü artık Asya ülkelerine sıçramış Uzungöl'ün ebeveyni. Horon denince, Karadeniz denince akla ilk gelen yer..

Trabzon

Nüfus : 763.714

İklimi : Karadeniz

2000px-Trabzon_(tr).svg

Trabzon İlçeleri

Akçaabat : Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında fethedilen Akçaabat’ta Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür. Akçaabat’ın, Osmanlı dönemine ait kaynaklarda şehir merkezi “Pulathane”, ilçe geneli ise “Akçeabâd” olarak geçmektedir. Cumhuriyet döneminde büyük bölümü Yunanca olan Akçaabat köy adları yerlerine Türkçe isimler konulmuştur. Kronolojik sıralama ile Akçaabat için önemli olayları şu şekilde sıralamak mümkündür.

Aralıklı : Doğu Karadeniz’deki diğer yerlerde olduğu gibi Araklı’nın da tarih öncesi arkeolojik çalışmalarla aydınlatılmış değildir. Ancak binyıllar boyunca Doğu-Batı ticaretinin en canlı güzergahı olan İpek Yolunun Karadenize Ulaştığı toprakların üzerinde kurulmuş olması ticari değerinin yanında askeri ve jeostratejik değerlere sahip olması ilçedeki yerleşimin Trabzondan çok sonra olmadığını düşündürtmektedir. Doğu Karadenizi Güneyden kuşatan ve savunmasını kolaylaştıran, dağlar Anadolu’ya hükmeden yönetimlerin bölge üzerinde otorite kurmasını, ticari ve sair ilişkilerle bölge kültürünün değiştirilmesini uzun süre engellemiş kendi bildiğince kendine yeterek yaşamayı benimseyen bir insan tipinin oluşmasına neden olmuştur.

Arsin : Trabzon’un bir ilçesi olan Arsin Orta Çağdan günümüze küçük bir yerleşim merkezi olarak kurulmuştur. 26 Ekim 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u Fethi ile Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. 13 Nisan 1916’da Rus işgaline uğrayan Arsin 24 Şubat 1918 tarihinde Rusların çekilmesi ile işgalden kurtarılmıştır. Arsin 1952 tarihine kadar Yomra ilçesine bağlıydı. Bu tarihte bucak olmuş ve belediye teşkilatı kurulmuştur. Arsin 1957 yılında çıkarılan 7033 Sayılı Yasayla ilçe durumuna gelmiş ve 4 Nisan 1959 tarihinde fiilen teşkilatlandırılmıştır.

Beşikdüzü : Beşikdüzü 1834 yılında Padişah fermanıyla kurulmuş eski bir yerleşim merkezidir. 80 yıl bağımsız ilçe gibi idari teşkilatta yerini almıştır. Birinci Cihan Harbi arefesinde Vakfıkebir’e bağlanmışsa da daha sonra Bakanlar Kurulu 07.12.1953 gün ve 4/1949 sayılı kararıyla Beşikdüzü bucağında Sulh Hakimliği, Nüfus, Tapu Sicil Müdürlüğü, teşkilatları ihdas edilmiştir. Ancak 1958 yılında Tapu ve Nüfus daireleri hariç diğer devlet daireleri kaldırılmıştır. Eldeki tarihi belgelere göre II. Mahmut’un fermanıyla “ŞARLI” adıyla kurulan Beşikdüzü bucağı 1987 yılında bağlı olduğu Vakfıkebir’den ayrılıp bağımsız ilçe olmuştur.

Çarşıbaşı : Çarşıbaşı Doğu Karadeniz Bölgesinde Trabzon ilinin 34 km. Batısında, 76 km. alana kurulmuş olan bir yerleşim merkezidir. İlçenin eski adı “İskefiye”dir. Batı komşusu durumundaki ve ilçe olmadan önce bağlı olduğu Vakfıkebir ilçesinde haftanın Pazartesi günleri kurulmakta pazara eksiden gidecek olan halkın geceyi geçirmek için konakladıkları Çarşıbaşı’na “Pazarönü” de denilmektedir. Çarşıbaşı ilçesinde pazarın 1859 yılında kurulduğu söylenmektedir. Buna göre kasabanın kuruluş tarihi 1850’li yıllara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Çarşıbaşı, köy iken 1943 Nisan bucak teşkilatı kurulmuş ve bu teşkilat kesintisiz olarak bucak müdürlüklerinin kaldırıldığı yıla kadar devam etmiştir. 1954 yılında ise kasabada belediye kurulmuştur. İlçe oluş tarihi 20.05.1990 olup, kaymakamlık 12.08.1991 tarihinde faaliyete geçmiştir.

Çaykara : Bugünkü Çaykara ilçesi (Kadahor) adı ile Of ilçesine bağlı bir bucak iken 1 Ocak 1948 tarihinde ilçe olarak teşkilatlandırılmıştır. 1927 tarihinde Bucak olmadan önce de KADAHOR adı ile yine “Of”un bir köyü idi. İlçenin 2000 yılı itibariyle nüfusu 7.000, denizden yüksekliği ise 315 metredir. Bu rakam sahilden uzaklaştıkça 3.000 metreyi bulur. Kuzeyden Of, güneyden Bayburt, doğudan tekrar Of ve kısmen Rize, batıdan Sürmene ile çevreli bulunan Çaykara adını Solaklı ve Eğridere’nin birleştiği yerin hemen yanında Solaklı deresi kenarında bulunan Çaykara memba suyundan alır. Çaykara ve yöresi Rize’ye yakınlığından Türkiye’nin en yağışlı yerlerindendir. Kışları ılık ve karla karışık yağmurlu, yazları sıcak ve yağışlıdır.

Dernekpazarı : Dernekpazarı’nın doğusu Hayrat, batısı Sürmene, kuzeyi Of ve güneyi Çaykara ilçeleriyle çevrilmiş olup, denizden yüksekliği 190 m. Yüzölçümü ise 78 km2’dir. İlçenin coğrafi yapısı tamamen dağlık ve engebelidir. Uzungöl vadisinden gelen Solaklı Deresini Holo deresi de besleyerek ilçenin ortasından geçerek Of ilçesi üzerinden Karadeniz’e dökülür. Yükselen rakımların dışındaki tüm yerleşim yerlerinde ılıman bir iklim görülür. En fazla yağış ilkbahar mevsiminde olur. İlçe Trabzon’a 70 km. uzaklıkta olup, Of ve Çaykara arasında, Solaklı Deresi üzerinde kurulmuştur.

Düzköy : İlçemiz Haçka Köyü iken 1944 yılında Akçaabat ilçesine bağlı bir bucak haline gelmiş ve Düzköy adını almıştır. Bucakta ilk belediye teşkilatı 1960 yılında kurulmuştur. 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı yasa gereğince ilçe ünvanını almıştır. İlçe nüfusu 1995 yılı nüfus sayımına göre ilçe merkezi 7386 olmak üzere toplam 23.683’tür. İlçe merkezinin Trabzon’a uzaklığı 40 km. olup, denizden yüksekliği 735 metredir.

Hayrat : Trabzon’a bağlı bir ilçe olup kıyı şeridinden iç kesimde 9 km. uzaklıkta, kuzeyinde Of ilçesi güneyinde Çaykara ilçesi ve Bayburt ili, doğusunda Of ilçesi ve Rize ili, batısında Of, Çaykara ile Dernekpazarı ilçeleri yer almaktadır. İlçe Birinci Dünya savaşında Rusların Karadeniz sahilindeki kıyı şeridini işgale başlaması ile 15 Mart 1916’da Rus kuvvetlerince işgal edilmiş yaklaşık iki yıl Rus ve Ermeni güçlerinin elinde kalarak, 28 Şubat 1918’de işgalden kurtarılmıştır. İlçenin yüzölçümü 170 km2 olup, ortalama rakımı 180 metre civarındadır.

Köprübaşı : Göneşara köyü 1900 lü yıllara kadar Göneşara olarak tek muhtarlıkla idare edilmekteyken 1920 yılında Şarki Göneşara ve Garbi Göneşara olarak iki muhtarlığa ayrıldı. Çifteköprüden Gündoğan ve şu an merkezin bulunduğu yer dahil Şarki Göneşara, Akpınar ve Fidanlı mahallesinin olduğu kısım ise Garbi Göneşara olarak adlandırıldı. 1929 yılında Şarki Göneşara ve Garbi Göneşara nın olduğu bölgede Köprübaşı Nahiyesi kuruldu. Çifteköprü köy olarak ayrıldı.

Maçka : Maçka’nın tarihini yazmaya yardım edecek kazı çalışmaları ne yazık ki yapılmamıştır. İlçenin, en azından, belgelere geçmiş 2400 yıllık bir geçmişi vardır. Bu geçmiş, onun ilçe olarak değil, yerleşme yeri olarak varlığı ile ilgilidir. Maçka sözcüğünün Kafkas dillerinden geldiği, sonradan yerli Hristiyanların ağzında değişik biçimde söylendiği bi1iniyor. M.Ö. 1040 yıllarında bile önemli bir yerleşme merkezi olan Trabzon’u Erzurum ve Erzincan’da yaşayan insanlara bağlayan bir yayla-köprüsü konumunda olduğu açıktır. Maçka yörelerinde, ilk yerleşme yerlerinin, savunma amacıyla, sürekli tarıma geçilmediğinden beslenme etkisiyle yüksek yerlerde,yaylalarda oluştuğu bellidir.

Of : Doğu Karadeniz bölgesinde Trabzon ili Rize’nin ortasında yer almaktadır. Kuzeyinde Karadeniz güneyinde Hayrat ve Dernekpazarı ilçeleri, Doğusunda Rize ili ve İyidere İlçesi, batısında Sürmene İlçesi bulunmaktadır. İlçemizin en önemli akarsuları Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamaçlarından doğarak, ilerledikçe yan kollar alarak büyüyen ve Karadeniz’e ulaşan Solaklı, Baltacı ve İyidere dereleridir. Of adının kaynağı kesin olarak bilinmemekle birlikte bu konuda çeşitli belirleme ve tahminler bulunmaktadır. Bunlardan birisi Koman Türklerinden “Vatanı hiddetli bir şekilde korumak” anlamına gelen “OFŞİN” kelimesinin zamanla söyleniş şeklinin değişikliğine uğrayarak “OF” olarak kullanılmaya dönüşülmüş olabileceğidir. İkincisi ise Yunanca da “Yılankavi veya büklüm” anlamına gelen “OFİS” kelimesinin “OF” olarak kullanılmış olabileceğidir. Of’un o zaman ki yollarının çok inişli çıkışlı olduğundan bu adın kullanılmış olabileceği de ileri sürülmektedir. Ancak Of adını Kuman Türklerinden ya da bölgenin ilk yerleşimcileri olan Türklerden geldiği daha kuvvetli bir ihtimaldir.

Sürmene : Sürmene, Trabzon’un doğusunda, 36 km. uzaklıkta bir ilçe merkezidir. Doğusunda Of ve Çaykara, güneyinde Bayburt, batısında Araklı, kuzeyinde Karadeniz bulunur. Trabzon salnamelerinde de belirtildiği gibi “Sürmene” ilçenin bütününe verilen bir addır. Sürmene merkezi bugün bulunduğu yere 1915 yılında taşınmıştır. Tarihi Sürmene ilçesinin merkezi çeşitli dönemlerde farklı yerlerde kurulmuştur. 19.yüzyıl başlarında bölgede büyük karışıklar yaşanmış, 1832-1834’deki “Tuzcuoğlu İsyanları”ndan sonra Sürmene, bir bucak olarak yeniden organize edilirken merkezi Araklı burnu üzerindeki “Konakönü” mevkiine taşınmış ve Of kazasına bağlanmıştır. 1873 yılında Sürmene ilçe olduğu zaman merkezi Araklı kasabası idi, fakat çevresindeki bataklıklar, çarşının gelişmesini engellediği için burada büyük bir çarşı gelişememişti. Kaza olduktan sonra kurulması zaruri olan Sürmene Belediye teşkilatı, Humurgan, Zaruha ve Golonsa köyleri birleştirilerek mahalle haline getirilmiş ve Humurgan’da kurulmuştur. Bundan sonra yeni kurulan telgrafhane ve askerlik şubesi gibi daireler Sürmene’de organize edilmişlerdir.

Şalpazarı : Bakanlar Kurulu’nun 19 Haziran 1987 tarih ve 3392 sayılı kararıyla ilçe olan Şalpazarı’nın doğusunda Vakfıkebir ve Tonya, batısında Giresun’un Eynesil ilçesi, kuzeyinde Beşikdüzü ve güneyi Gümüşhane’nin Torul ilçesi topraklarıyla çevrilidir. Trabzon’un ilçeleri arasında doğal güzellikleri ve sosyo-kültürel yapısıyla özel bir yeri olan Şalpazarı’nın tarihi geçmişi de o derece zengindir. Trabzon’un yetiştirdiği tarihçi Şevket’in Hicri 1294 tarihinde yazdığı “Trabzon Tarihi” adlı eserinde İran’dan sürgüne tabi tutulan Oğuzların 21. boyu Çepnilerden 100 bin kadarının Tirebolu, Görele ve Vakfıkebir (Şalpazarı) yöresine yerleştikleri yazılıdır. Bu belgeye göre Trabzon’un fethinden önce ve sonra yörede özellikle Şalpazarı’nda Çepni Türkleri yaşamaktaydı. Günümüzde Çepnilerin tarihten gelen örf-adet ve ananelerini sürdüren Şalpazarı halkı çalışkanlıkları, yaşadıkları yöreye bağlı oluşları, yardımseverlikleri ve Türkçeyi düzgün konuşmalarıyla dikkat çekmektedirler.

Tonya : Şevket Şakir’in “Trabzon Tarihi” adlı kitabına göre Tonya ve dolayına ilk yerleşenlerin Türk boyları olduğu anlaşılmaktadır. 1856 yılına kadar köy olan Tonya bu tarihte bucak olarak teşkilatlandı. Önce Trabzon merkezine bağlı bucak sonra Vakfıkebir’e bağlandı. Tonya, 16 Temmuz 1916 tarihinde Rus işgaline uğradı ve 17 Şubat 1918 tarihinde 1 yıl 7 ay süren düşman işgali sona erdi. Tonya 1954 yılına kadar Vakfıkebir ilçesinin bir bucağı olarak kaldı ve 4 Mart 1954 tarihinde TBMM’nin kararı ile 10 Mart 1954 gün ve 8654 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 9324 sayılı yasayla ilçe haline geldi.

Vakfıkebir : Vakfıkebir, Trabzon’un 40 km. batısında olup, ilçe toprakları doğuda Çarşıbaşı, batıda Beşikdüzü, güneyde Tonya ilçeleri ve kuzeyde Karadeniz’le çevrilidir. İlçe merkezi; doğuda Işıklı (Yeros), batıda Zeytin (Yobol) burunları arasında meydana gelmiş genişçe bir körfezin en uç noktasında kuruludur. Bu nedenle ilçe adı coğrafya kitaplarında “Büyükliman” olarak da gösterilir. Osmanlı “Teşkilat Nizamnamesi” ile ilçe olan Vakfıkebir 20 Temmuz 1916 tarihinde Rus işgaline uğramış, ancak bu acı olay uzun sürmemişti ve 14 Şubat 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Yomra : İl merkezi Trabzon’a en yakın yerleşim olan Yomra ilçesi için Trabzonlu yazar Kemal Karadenizli yazdığı “Trabzon Tarihi” adlı eserinde, “Üzüm, armut ve bir nevi çekirdeksiz elma yetiştirmekte ve Trabzon’un meyve ihtiyacını karşılamaktadır.” tanımını yapmaktadır. Gerçekte Yomra ilçesi geçmişte yetiştirdiği “Yomra Elması” ile ünlenmiş bir ilçemizdir. 17. yüzyılda Karadeniz gezisi sırasında Yomra’dan da geçen ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi seyahatnamesinde çevrede gördüğü meyveleri şöyle anlatmaktadır. “Yiyeceklerden meyveleri, bilhassa kiraz, lahican armudu, Gülabi armudu, Sinop elması, Namık Üzümü, Meleki üzümü ve Frenk üzümü gayet nefis olur. Badılcan (Patlıcan) inciri derler bir inciri olur. Bu incir o kadar lezzetli olur ki benzerlerine Nazilli’de rastlanmaz.”

Detaylar

Fazlası..  

Yazılar

Fazlası..  

Bolu’da 48 Saatte Neler Yapılabilir ?

Ford S-Max ile Bolu’da 48 Saat İstanbul ve Ankara’da yaşıyorsak yeşile hasret kalıyoruz her büyükşehir yaşayanı gibi. Hele bir de çalışıyorsak 2 günlük haftasonu bizim için pek kıymetli oluyor. Bundan sebep haftasonu İzmir’in en sevilen yemek bloggerlarından @gurme_izmir ile ne yapsak diye düşünürken Ford S-Max’in direksiyonunu Bolu’ya kırdık. Sülüklügöl ile başlayan yolculuğum, Abant, Mudurnu ve Yedigöller  ile devam etti. Öncelikle …

Okumaya devam et..  

Muş’un Yokuşundan..

  Muş Muş merkez gerçekten küçük bir merkez. Eski adıyla İstasyon Caddesi, yeni adıyla Atatürk Caddesi şehrin en işlek merkezi .Tüm alışveriş noktaları ve cafeler burada. Muş’un merkezini yarım gün bile sürmeden bitirebilirsiniz ama çevresindeki güzellikler ise dillere destan durumda. Muş merkezde görülebilecek yerler ise; Murat Köprüsü: Efendim Muş’a geldiyseniz öncelikli olarak tarihi Murat Köprüsünü görmenizi öneririm. Özellikle yaz aylarında …

Okumaya devam et..  

Bitlis’te 5 Minare Peşinde..

  Tarihi  Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Bitlis, Van Gölü’nün batısındadır. İsmi Makedonya Kralı Büyük İskender’in, şehirdeki kaleyi yaptırttığı komutanlarından Bedlis’ten gelmektedir. Tarihsel yapıların ağırlıkta olduğu bir vadi içinde kurulduğundan “ Vadideki Güzel Şehir” diye anılır. Bitlis M.Ö.400 yıllarında Urartular’ın yerleşim alanıydı. M.Ö.11. yüzyıla kadar Urartular’ın yurdu olmaya devam eden ve 7. Yüzyıla kadar Asurlular’ın, 6. Yüzyıla kadar ise Medler’in yönetimi altında …

Okumaya devam et..